Bu sayfa akciğer sağlığı(göğüs hastalıkları) hakkında merak edilenleri aydınlatmak amacıyla, Doç. Dr. Benan Çağlayan tarafından hazırlanmıştır. Sitede, akciğer embolisi, akciğer kanseri, amfizem, astım, bronşektazi, koah, kronik bronşit, mezotelyoma, plörezi, pnömoni(zatürre), pnömotoraks, sarkoidoz, tüberküloz(verem) ve uyku apne hastalıkları; akciğer hastalıklarının teşhisinde kullanılan görüntüleme yöntemleri, solunum fonksiyon testleri, alerji testleri, bronkoskopi ve akciğer hastalıklarına ait belirtiler olarak nefes darlığı, göğüs ağrısı, öksürük ve balgam, hışıltılı solunum, morarma(siyanoz) hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Danışma hattı aracılığıyla sorularınızı bize yöneltebilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz.
akcigerim.com


Pnömoni (Zatürre)

Zatürre ya da tıbbi adıyla pnömoni bakteri, virüs ve nadiren parazitlerin neden olduğu akciğer enfeksiyonu olarak tanımlanır. Akciğerde meydana gelen bu enfeksiyon, alveol adı verilen havayla dolu küçük akciğer keseciklerine iltihap hücrelerinin birikmesine ve yine bu alana kan damarlarından gelen serumun dolmasına neden olur. İçleri serum sıvısı ve iltihap hücreleri ile dolan, yani hava içeriğini kaybeden alveoller solunum işlevlerini yerine getiremezler. Eğer pnömoni yaygın ise hastada solunum yetersizliği görülebilir.

Bağışıklık sistemi normal olan bireylerde pnömoniye neden olan mikroorganizma hastane ortamından ya da hastane dışı ortamdan akciğere yerleşerek enfeksiyona neden olabilir. Bu nedenle hastanede yatan bir hastada, yatıştan 48-72 saat sonra meydana gelen pnömoni hastane kökenli pnömoni, buna karşın hastane ile ilgisi olmayan bireylerde meydana gelen pnömoni ise toplum kökenli pnömoni olarak adlandırılır. Biz bu yazımızda daha çok toplum kökenli pnömonilerden söz edeceğiz.

Toplum kökenli pnömoni için risk faktörleri nelerdir ?

+ İleri yaş,
+ Sigara kullanımı,
+ Aşırı soğuk havaya maruz kalmak,
+ Kronik bir kalp ya da akciğer hastalığının varlığı,
+ Alkolizm, madde bağımlılığı,
+ Bilinç bozukluğu ile seyreden bazı nörolojik hastalıklar,
+ Öksürük refleksinin bozulması,
+ Yabancı cisim aspirasyonu,
+ Zararlı gazlara maruz kalmak,

gibi bazı faktörler pnömoni için risk faktörleri olarak sıralanabilir.

Pnömoni belirtileri nelerdir ?

Pnömoni genellikle ateş, boğaz ağrısı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu belirtilerini takiben başlar ve hastalarda bu belirtilerden 2-3 gün sonra yüksek ateş, titreme, hızlı soluk alıp verme, halsizlik, öksürük, balgam çıkarma, nefes almakla batıcı tarzda göğüs ağrısı ve hastalığın ciddiyeti ile ilişkili olarak nefes darlığı, siyanoz gibi semptomlar ortaya çıkar. Atipik seyirli pnömonilerde baş ağrısı, karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal gibi belirtiler de olabilir. Hastaların birçoğunda dudak ve dudak çevresinde uçuk görülebilir.

Tanı

Yukarıdaki belirtilerle hekime başvuran hastada fizik muayenede saptanan yüksek ateş, ağız çevresinde herpes enfeksiyonlarına bağlı uçuk; dinlemede akciğerde pnömoniye özel solunum seslerinin duyulması gibi bulgular hekimi pnömoni tanısına yöneltir. Pnömonili hastalarda sedimantasyon hızı ve kandaki lökosit sayısının arttığı saptanır ve nihayet akciğer grafisinde görülen bazı değişiklikler ile yukarıda sayılan klinik bulguların ışığında pnömoni tanısına ulaşılır.

Pnömoni Tedavisi

Pnömoni tanısı konulan hastada hekim öncelikle hastanın klinik, radyolojik ve laboratuar bulgularına dayanarak tedavinin evde mi yoksa hastane koşullarında mı yapılacağına karar verir.

Aşağıdaki kriterlerden birinin varlığında hasta hastane koşullarında tedavi edilmelidir.

+ 65 yaş üzeri hasta,
+ Kronik akciğer, kalp veya böbrek hastalığı varlığı,
+ Alkolizm veya madde bağımlılığı,
+ Evde 3 günlük antibiyotik tedavisine yeterli yanıt alınamayışı,
+ Bilinç bozukluğu,
+ Aşırı tansiyon düşüklüğü,
+ Akciğer grafisinde yaygın pnömoniye ilişkin bulguların varlığı,
+ Lökosit sayısının çok yüksek ya da çok düşük oluşu,
+ Tabloya plörezinin eşlik etmesi,
+ Böbrek yetersizliği tablosu gelişmesi,
+ Aşırı kansızlık,
+ Solunum sayısının çok artması,
+ Siyanoz varlığı

Yukarıdaki kriterleri taşımayan, genel durumu iyi olan genç hastalarda yakın takipte kalmak şartıyla evde antibiyotik tedavisi ve istirahat önerilir. Kullanılacak antibiyotiğe pnömoninin klinik bulguları ve olası etken mikroorganizma türüne göre hekim karar vermelidir. Yetersiz antibiyotik kullanımları tablonun ağırlaşmasına neden olabilir. Tedavinin ilk 3-5 günü içerisinde ateş düşer, diğer belirtiler geriler ve hastalık genellikle 1-2 haftada tam olarak iyileşir.

Hastane koşullarında tedaviye alınan hastalarda da derhal olası etken mikroorganizmalara yönelik antibiyotik tedavisi başlanılır. Tedavi sırasında eğer gerekli görülür ise balgam muayeneleri, kan kültür çalışmaları ve diğer bazı tetkikler istenebilir. Bu tür hastalarda antibiyotik tedavisi ile birlikte altta yatan akciğer, kalp ya da böbrek hastalığına yönelik tedaviler ve diğer destekleyici tedavi yöntemlerine başvurulur. Tüm bu çabalara rağmen solunum yetersizliği tablosu gelişen hastalarda yoğun bakım ve mekanik ventilasyon desteği sağlanmalıdır.

Pnömoni bazı olgularda tümör ya da yabancı cisim gibi bronşta tıkanmaya neden olan bir süreç arkasındaki akciğer alanında ortaya çıkabilir (obstrüktif pnömoni). Bu tür olgular genellikle antibiyotik tedavisine kısmi direnç gösterebilirler ancak bazen de uygulanan tedavi ile pnömoni ve pnömoninin röntgen bulguları tamamen düzelebilir ve altta yatan hastalık gözden kaçırılabilir. Bu nedenle özellikle sigara kullanan 40 yaşından büyük hastalarda tedavi sonrası bronkoskopik değerlendirme ile bronş içi tıkayıcı bir hastalık olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Pnömoniden korunma

Pnömoniden korunmak için KOAH, bronşektazi, astım, kalp yetersizliği gibi kronik hastalıkların varlığında ve ileri yaştaki hastalarda, pnömoni ve grip aşılarının hekim kontrolünde uygulanması gerekir.


Lejyonella Pnömonisi (Klima Hastalığı)